Üniversiteli Melis’ten Azmin Zaferi Hikayesi

Üniversiteli Melis’ten Azmin Zaferi Hikayesi

Zayıflamak iradesi kuvvetli olan pek çok kadın için oldukça kolay bir süreç olsa da, kimileri için bazı anlarda ölüm kalım meselesi haline gelebiliyor. Sitemizin ziyaretçilerinden birisi olan Melis’in hikayesi de buna benziyor. 24 yaşındaki Melis, kendini bildi bileli şişman olduğunu ve bu yıla kadar hep aynalardan kaçtığını söylüyor. Şişman bir kadın olmanın hayatında pek çok şeyi olumsuz etkilediğini belirten Melis, kendini beğenmediği için nişanlısının evlenme teklifini dahi kabul etmemiş. Çünkü evlendiğinde kocasının başka bir kadınla onu aldatacağından korkmuş. Şimdi ise 2 ayda tam 20 kilo vermenin heyecanı ile hayata artık çok farklı bakıyor. Siz değerli okuyucularımıza Melis’in kaleminden zayıflama hikayesini aktarıyoruz.

En Büyük Kabusum Aynalar ve Ben

İsmim Melis. 24 yaşındayım. İstanbul’un en iyi üniversitelerinden birisinde hukuk bölümünde okumaktayım. Herkesin şişmanlık ile ilgili bir hikayesi vardır elbette ama benimkisi aslında çocukluk yıllarıma kadar uzanıyor. Şişmanlık konusunda çocukluğumdan bu yana çok çektim diyebilirim. Lise yıllarımda okulun en iri kızları arasındaydım ve kısacık kestirdiğim saçlarım ile pek çok erkek tarafından kabadayı olarak görülürdüm. Hiç erkek arkadaşım olmamıştı ve hiç de olamayacak gibi görünüyordu. Lisede tam 4 yıl boyunca sınıfımdaki bir çocuktan çok hoşlandım ancak şişman olduğum için hiçbir zaman ona açılamadım. Belki açılmayı deneseydim iyi ya da kötü bir karşılık alabilirdim ama fazla kilolarımdan ötürü benimle alay edebileceğinden çok korktum. Çünkü o yakışıklıydı, popülerdi ve istediği her an okulun en güzel kızları ile çıkabilme lüksüne sahipti.

Platonik Aşkım Yüzünden Yaşadığım Psikolojik Sorunlarım

Evet, belki sevdiğimi söyleyebilecek cesaretim yoktu ama sevgimden vazgeçebilecek kadar da yüreğim yoktu. Ben fazla kilolarım ile sınıfın en kuytu köşesinde otururken, platonik aşkım her gün başka kızlarla konuşur, şakalaşır ve gezerdi. Bir şeyler yapmalıydım ve beni fark etmesini sağlamalıydım. Yaklaşan mezuniyet balosu bunun için en güzel fırsatlardan birisi olabilirdi. Baloda platonik aşkıma açılmalı ve mezun olmadan hemen önce onun da beni sevmesini sağlamalıydım. Bu düşünceler üzerine plan yapmaya başladım.

Bir Klasik; Umut Fakirin Ekmeği

Öncelikle platonik aşkıma tam olarak neden açılamadığımı düşünmeye başladım. Aslında çok da fazla düşünmeme gerek kalmamıştı çünkü sorunun sebebi zaten adeta ”Sorun benim!” diye bağırıyordu. Fazla kilolarımdan bir an önce kurtulmam gerekiyordu. Önümde mezuniyet balosu için yalnızca 1 ayım vardı ve benim yaptığım üstünkörü hesaplamalara göre 1 ayda tam 20 kilo verirsem platonik aşkım da beni sevebilirdi!

Olmayacak Duaya Amin Dedim

1 ayda 20 kilo verebilmek için hemen internette 1 ayda 20 kilo verdiren diyet listelerini araştırmaya başladım. Şimdi bunları yazarken komik geliyor ama gerçekten de internette 1 ayda 20 kilo verdirdiğini iddia eden pek çok diyet listesi vardı. Bunların içlerinden 13 günde en az 7-8 kiloyu garanti eden ünlü diyetlerden birisi İsveç Diyeti’nde kararı kılarak bir Pazar günü listedeki tüm malzemeleri marketten topladım.

Her Diyet Pazartesi Günü Başlamalıydı

Bir diyet klasiği olarak listeye karar verdikten sonraki ilk Pazartesi günümde diyetime başladım. Diyet listesinde sabah kahvaltısı olarak sadece şekersiz kahve yazılmıştı. Ne kadar zor olabilirdi ki? İlk günün sabahında kahvemi içerek öğle yemeğini beklemeye başladım. Diyet yapmanın heyecanı ile erkenden uyanmıştım ve bu nedenle 1 bardak kahve (!) içeren bol çeşitli sabah kahvaltımı günün erken saatlerinde yapmıştım. Şimdi ise saat ilerlemek bilmiyordu ve ben dakikalar ilerledikçe acıkmaya başlıyordum. Sanırım diyetin ilk günlerinde yaşanan açlık krizleri dedikleri şey tam da buydu. Hiçbir şey yememek adına su içmek, bitki çayları, diş fırçalamak hiçbiri işe yaramıyordu. Öğle öğünü gelene kadar güç bela dayandığımı hatırlıyorum. Öğle yemeğinden sonra ise akşama kadar olan sürece dair tek hatırladığım kendimi kaybedip buzdolabına saldırışım olmuştu. Evet, büyük umutlarla başladığım diyetimin değil birinci gününün sonunu görebilmek, daha ikinci öğününden sonra dayanamamış ve diyetimi başarısızlıkla sonlandırmıştım. Kendimden utanıyordum, iradesizliğimden utanıyordum. O kadar sinir olmuştum ki, o gün akşama kadar aralıklarla ağlaya ağlaya yemek yemeye devam ettim.

Mezuniyet Balosuna Sayılı Günler Kalmıştı

Günler geçiyordu ve mezuniyet balom yavaş yavaş ”Ben geliyorum.” diyordu. Okulda özellikle güzel kızları tatlı bir telaş sarmıştı. Herkes ne giyeceğinden ve ne kadar güzel olacağından bahsederek övünüp duruyordu. Bu konuşmaların hiçbirisine katılmıyor ve çoğu zaman bir Fransız gibi davranıyordum. Ama aklımda hep aynı soru vardı. 1.70 boya 80 kilo ile ben ne giyecektim? Fazla kilolarımı nasıl örtecektim? En önemlisi platonik aşkımın mezuniyet balosunda bana aşık olmasını nasıl sağlayabilecektim?

Hayatımın En Kötü Günü Olmayı Başaran Mezuniyet Balom

Günler süren arayışlarımdan sonra kendime siyah ve mini bir elbise almayı uygun gördüm. Adeta bir ağacın gövdesi gibi kalın olan bacaklarım ile o mini elbiseyi giymeye nasıl cesaret edebildim bilmiyorum ama sanırım onu giyersem platonik aşkımın beni daha çok beğeneceğine inandırmıştım kendimi. Güzel bir makyaj ve havalı olduğunu düşündüğüm saçlarım ile balonun yapılacağı yere geldiğimde gözüm ilk önce tabii ki platonik aşkımı aradı. Her zamanki gibi etrafında 2-3 tane güzel kız ile havuzun başında şakalaşıyordu. Tüm cesaretimi topladım ve üstünde zor durduğum sivri topuklu ayakkabılarım ile soluğu platonik aşkımın yanında aldım. Etrafındaki kalabalıktan yanına geldiğimi görmemişti ve kendimi bir şekilde göstermem gerekiyordu. Gözüm ona o kadar kilitlenmişti ki tam önümde yerde duran mermer ızgarasını fark edemedim. Sivri topuklularım ile ızgaraya basmam ile birlikte ayağım burkuldu ve 4 yıl boyunca aşık olduğum çocuğa hayatımın en önemli gecesinde bir selam bile diyemeden gözlerinin önünde yere yapıştım. Ancak başıma gelen en kötü şey bu değildi, en kötüsü saniyeler sonra kulaklarımda çınlayıverdi.

O Topuklular Seni Bu Kiloyla Buraya Kadar Getirdiyse Şükretmelisin!

Yere düştüğüm anda platonik aşkımın yanındaki kızlardan birisi yüksek sesle gülerek yıllar sonra bile unutamayacağım o acı cümleyi söyledi; ”O topuklular seni bu kiloyla buraya kadar getirebildiyse bence haline şükretmelisin.”  Başımı kaldırıp platonik aşkıma umutsuzca baktım ve yüzündeki o umursamaz ifadeyi gördüğüm an, hayatımın dönüm noktası oldu.

Beni Sevmedi Ama Hayatımı Değiştirmeme Yardım Etti

Platonik aşkımla o geceden sonra bir daha hiç konuşmadım. Hiç de konuşmaya çalışmadım. O gece bana hayatımda unutamayacağım bir ders vermişti insanların ne kadar acımasız olabileceği konusunda. Hayatımda hiç bu kadar hırslanmamış ve kinlenmemiştim. Gözümü bürüyen hırs ile her gün daha da az yemeye başladım. Ekmeği tamamen hayatımdan çıkarttım. Her sabah en azından 1 saat hızlı yürüyüş yaptım. Akşam en geç 18:00’dan sonra yemekle olan her türlü alakamı kestim.

Birinci Haftanın Sonunda Mucize Sonuç

İlk hafta hiçbir şekilde tartılmadım ve 7. günün sonunda tartıya ilk çıkışımda 80 kilodan tam 76 kiloya düştüğümü gördüm. Evet, 1 haftada  4 kilo vermiştim. Sevinçten çıldırıyor, platonik aşkıma dualar ediyordum. Çünkü o olmasa bunu asla başaramayacağımı biliyordum. Devam eden süreçte her hafta kilo kaybını sağlayarak 2 ay sonunda toplamda 20 kilo vermeyi başardım. Şimdi 38 beden giyiyorum ve hayat benim için her açıdan çok daha güzel. Zayıflama konusunda bildiğim tek şey ise; kilo verebilmenin yegane yolunun hırs ve azimle örülü yollardan geçtiği…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • YENİ
  • YORUM
Facebook’ta Bizi Bulun!!